Logo Text

Ülkü Rowe

 

Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ben, teknik yeniliklerin dünyayı daha iyi bir yer haline getirme gücüne inanan bir mühendisim ve küresel bir vatandaşım.

Şu an, Google’da Finansal Hizmetler Teknik Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Google’ın amacı her zaman, mümkün olduğunca çok insanın hayatını anlamlı bir biçimde iyileştiren hizmetler geliştirmek olmuştur. Fulbright değerlerine inanan bir mühendis olarak, Google’ın herkese fırsat yaratmak için mühendislik ve teknik yeniliğin gücünü kullanmaya bağlılığı benim dünya görüşümle gerçekten örtüşüyor.

Bulunduğum konuma gelmemin hikayesi, İstanbul’da başlıyor.

İstanbul’un yerleşim bölgelerinden biri olan Üsküdar’da büyüdüm. Babamın memleketi, İstanbul’a karayoluyla on iki saat uzaklıkta bulunan bir Karadeniz kenti olan Samsun’du. Annemin ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra Türkler’in Balkanlar’dan göç etmesiyle beraber Batı Türkiye’deki Edirne kentine yerleşmişti. Bunun sonucu olarak da kültürler arası etkileşimler, göç ve evinden uzak olma kavramları küçüklükten beri benim için tanıdık kavramlardı.

Eğitim ve öğrenme, evimizde önemli konulardı. Hem annem hem de babam eğitime destek veren kişilerdi. Para sıkıntısı çektiğimiz, ikinci bir çift ayakkabı alamadığımız zamanlarda bile eğitim ve kitap masraflarımızdan asla kısmazlardı. Mütevazi evimiz kitaplarla doluydu ve ben de okumayı çok seviyordum. İlkokulu bitirdiğimde Dickens, Tolstoy, Dostoyevski, Steinbeck, Twain, Yaşar Kemal, Reşat Nuri Guntekin ve Sait Faik gibi yazarlardan pek çok İngiliz, Rus, Amerikan ve Türk klasiğini okumuştum bile.

Üç kardeşten en büyüğüyüm ve tek kız çocuğuyum. Muhafazakar bir ülke olan Türkiye’de büyüyen bir kız çocuğu olmam, anne ve babamın beni her istediğimi başarabileceğime inanmamı teşvik etmesine bir engel olmadı. Yemek masasında tüm aile toplandığımda babam bize, “Çocuklar, büyüyünce ne olacaksınız?” diye sorar ben de, “Ordinaryus professor, general ya da askeri doktor!” diye yanıt verirdim.

İlkokuldan sonra, ortaokul ve lise öğrenimim için Üsküdar Amerikan Lisesi’ne kaydoldum ve lisans eğitimimi Boğaziçi Üniversitesi’nin Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde tamamladım. Fulbright bursu, Amerika Birleşik Devletleri’ne gelmeme vesile oldu ve Bilgisayar Bilimi alanındaki yüksek lisans derecemi, University of Illinois at Urbana-Champaign’de bitirdim.

Mezun olduktan sonra, en gelişmiş teknolojilerin günlük hayatımızda karşılaştığımız sorunların çözümünde kullanıldığı bir alanda çalışmak istedim. İlk işim Chicago’da, finansal piyasaları bilişimsel algoritmalar kullanarak modelleyen uluslararası bir yatırım bankasındaydı. Bu algoritmalar, finansal araç ve şirketlerin gerçek değerler ve risklerini modelliyor ve finans piyaslarına şeffaflık ve eşitlik getiriyordu.

Kariyerim boyunca dünyadaki en prestijli finans kurumlarında çalışma ve ticaret ve risk yönetimi sistemleri kurma fırsatına sahip oldum. Son yirmi yılda finans piyasalarının en büyük iniş ve çıkışlarına yakinen tanıklık ettim. Google’da ise Google Cloud platformunun Finansal Hizmetler Teknik Yöneticisiyim. Bankacılık, finans ve sigortacılık sektörleri için Google’ın cloud teknoloji ürünleri ve platformları alanındaki çalışmalarına liderlik ediyorum.

Hayat yolculuğum beni İstanbul’dan Chicago’ya, Londra’dan Paris’e ve son olarak da eşim ve iki oğlum ile yaşadığım New York şehrine getirdi.

 

Bilgisayar mühendisi olmaya nasıl karar verdiniz? Sizi bu alana teşvik eden bir kişi ya da olay var mı?

Bilgisayarla ilk karşılaşmam, Üsküdar Amerikan Lisesi’nde gerçekleşti. Bayan Stendahl’ın seçmeli BASIC programlama dersini almıştım. Bu dersi aldığım yıl, okulumuzun bilgisayar laboratuvarını açtığı ilk yıldı ve laboratuvarımızda yepyeni Apple II bilgisayar donanımı mevcuttu. Fakat okulda bilgisayar öğretmeni bulunmamasından dolayı (matematik öğretmenimiz olan) Bayan Stendahl bilgisayar derslerimize giriyordu. Seçmeli olan bu dersi almaya karar vermemin nedeni matematiği ve Bayan Stendahl’ı sevmemdi! Bu ders benim için bir dönüm noktası haline geldi, bilgisayarlar ve programcılığa büyük ilgim bu şekilde başladı. Matematik ve fen bilimleri alanında başarılı, sessiz, okumayı seven ve özenli bir çocuktum. Bilgisayar hayatıma girmeden önce de okulu ve ders çalışmayı seviyordum ama bilgisayarla tanışmam hayatımı değiştirdi!

 

Fulbright Öğrenci Programı’na başvurmaya nasıl karar verdiniz?

Boğaziçi Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği eğitimi görürken, kariyerimin gelecek aşamalarını düşünmeye başladım. O zamanlar akademisyen olmak istediğim için atabileceğim en net adım, yurtdışından yüksek lisans derecesi almaktı. Fulbright Programının beni etkileyen yanı, programın sadece yüksek lisans eğitimini finanse etmekle kalmaması aynı zamanda da büyük bir kültürel boyutunun olmasıydı. Karadeniz Bölgesi ve Balkanlar’daki aile bağlarımız ve okuduğum kitaplar nedeniyle her zaman diğer kültürlere ilgi duydum. Twain’in New York’unu, Dickens’in Londra’sını ve Tolstoy’un Rusya’sını kitaplar aracılığıyla deneyimledim. Fulbright Programı sayesinde dünyanın dört bir yanından gelen öğrenciler, akademisyenler, öğretmenler, profesyoneller, bilim insanları ve sanatçılar ile birlikte bir topluluğun parçası haline geliyorsunuz. 1995 yılındaki Fulbright oryantasyon programımda, 40 farklı ülkeden gelen ve 40 farklı alanda çalışan yaklaşık 40 Fulbright bursiyeri bulunmaktaydı. Bu grup, akademik ilerleme ve kültürler arası anlayış aracılığıyla dünyayı değiştirmeye hazır genç, zeki, eğitimli, azimli, enerjik, umutlu bireylerden oluşan küçük bir Birleşik Milletler gibiydi.

 

Fulbright deneyiminiz profesyonel ve kişisel açıdan size nasıl faydalı oldu?

Doğrusunu söylemek gerekirse, en başta ne bekleyeceğimi bilmiyordum fakat bir kişinin bilim ve sanat ya da kültürler arası işbirliği aracılığıyla dünyayı daha iyi bir yer haline getirebileceği fikri, Fulbright tecrübem sırasında daha da kuvvetlendi. Kültürel benzerlik ve farkları, işbirliğine engel olmak yerine, daha iyi bir işbirliği geliştirmek için kullanmak benim dünya görüşüm haline geldi. Kariyer hedefimi, bilim ve teknolojinin günlük hayatta karşılaştığımız sorunların çözümünde kullanıldığı küresel, uluslararası ortamlarda çalışmak olarak belirledim.

 

Yüksek lisans öğrencisiyken kendiniz için ne gibi kariyer planları yapmıştınız?

Fulbright tecrübemi mesleki hayatıma da taşımak istiyordum. İlk işimi arama sürecindeyken üç gereksinimim vardı: Öncelikle zeki ve azimli insanlarla çalışmak istiyordum; ikinci olarak, bilgisayar bilimindeki uygulamalı yeniliklerin günlük hayatımızda karşılaştığımız sorunların çözümünde kullanıldığı bir yer arıyordum; ve son olarak da, uluslararası bir ortamda çalışmak istiyordum. Bu gereksinimler, kariyerim boyunca üstlendiğim tüm görevlerde aynı kaldı.

 

Aynı zamanda dünyadaki tüm Fulbright mezunlarının üye olabileceği Fulbright Mezunları Derneğinin Yönetim Kurulu üyesi olarak görev alıyorsunuz. Fulbright Mezunları Derneğindeki sorumluluklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Benim inancım, dünyanın kültürler arası işbirliği ve teknolojinin gücü ile değiştirilebileceği yönünde. Çok önemsediğim bir kurum için bu inancım doğrultusunda hareket etmek beni Fulbright Mezunları Derneğine getirdi.

Fulbright Mezunları Derneğinin vizyonu, uluslararası değişimin barışın sağlanmasına katkıda bulunduğu bir dünya inşa etmek. Bu vizyonumuzu gerçekleştirebilmek için Fulbright Programını ve uluslararası eğitimi destekliyoruz. Fulbright Mezunları Derneğinin amacı, Fulbright uluslararası değişim sürecini hayat boyu süren bir tecrübe haline getirmek. 60 yerel derneğimiz aracılığıyla, misafir Fulbright bursiyerleri ve Fulbright mezunları için bölgesel ve ulusal programlar düzenliyor, fikirlerin paylaşılabileceği alanlar yaratıyor ve hem ABD’de hem de yurtdışında hizmet projeleri sayesinde topluma katkı sağlamaya devam ediyoruz.

 

Mezun ağlarını daha güçlü hale getiren çalışma ve faaliyetler sizce nelerdir?

Yakın zamanda Washington D.C’deki yıllık Fulbright Konferansı’na katıldım ve bu konferansta, dünyanın her yerindeki Fulbright bursiyerlerinin yaptığı olağanüstü çalışmaları dinleme fırsatı buldum. Güney Afrika’daki Fulbright bursiyerlerimizden birinin yaptığı araştırma, HIV/AIDS tedavisinin topluma ulaştırılmasına yardımcı oluyor. Rwanda’daki başka bir bursiyer, 1994 yılında yaşanan soykırımın yaralarının sarılmasında soykırım kurbanları ile birlikte çalışıyor. Kiribati ve Fiji gibi Pasifik Adaları milletlerinin yerlerinden edilme süreçlerini belgeleyen bursiyerlerimiz var. Bir Fulbright bursiyeri, ülke ve kurumlarımızı siber saldırılara karşı korumak için gelişmiş bir teknoloji üzerinde çalışırken, başka bir bursiyer mültecilerle yaptığı çalışmasında sanal gerçeklik teknolojisini kullanıyor.

Fulbright topluluğu, yüksek düzeyde eğitimli, çok kültürlü, farklı alanlarda çalışan ve çok etkili bir grup olmasından dolayı eşsiz bir mezunlar ağı. 165 ülkeden 370.000 mezunumuz var. Mezunlarımız arasında 59 Nobel Ödülü, 80 Pultizer Ödülü sahibi, 30 devlet başkanı, sayısız professor, iş insanı, sanatçı, bilim insanı ve araştırmacı bulunmakta. Fulbright Programı hepimize hayatımızı değiştiren tecrübeler kattı ve hepimiz aynı hedefi paylaşıyoruz: uluslararası eğitim aracılığıyla barışı sağlamak. Hepimiz bir araya geldiğimizde çok güçlü bir sesimiz var. Mezun ağları ortak hedeflere sahip olup, bu hedefleri destekleyen programlar oluşturunca ulaşabilecekleri en büyük başarıları elde ediyorlar. Fulbright Mezunları Derneği olarak da yapmaya çalıştığımız tam olarak da bu. Fulbright bursiyerliği devam eden kişileri ve mezunlarımızı, Fulbright vizyon ve hedeflerinin gücünü artırmak için bir araya getiriyoruz.

 

Google Cloud bünyesinde Finansal Hizmetler Teknik Yöneticisi olarak görev yapmanızın zorlukları var mı? Varsa, bu zorluklar nelerdir?

İşim, dünyanın dört bir köşesinde bulunan mühendislik ekiplerimiz ve müşterilerimizle görüşmek için sıkça seyahat etmemi gerektiriyor. Kişisel yönden, seyahat etme ve ailemle geçirdiğim zamanı dengelemek güç olabiliyor fakat zamanımı en iyi şekilde düzenlemek için bir seyahate birden fazla görüşme sığdırmaya çalışıyorum.

İş yönünden ise, tüm hızla büyüyen alanlarda olduğu gibi benim çalışma alanımda da bazı zorluklar var. Cloud Bilişimi ve Makine Öğrenimi, şirketlerin teknoloji kaynaklarını tüketme şekline tamamıyla yeni bir tanım getiriyor. Bu tür bir kökten değişime, özellikle de finansal hizmetler gibi ciddi ölçüde düzenlemelere sahip sektörler ayak uydurmakta zorlanabiliyor. Müşterilerle yaptımız görüşmelerde, neleri mümkün kılabileceğimizi araştırıyoruz.

 

Google Cloud’daki görevinizde en sevdiğiniz nokta nedir?

1997 yılında Fulbright bursiyeriyken mevcut olan teknolojiyi hatırlayıp, bugün hem kişilerin hem de kurumların sahip olduğu teknolojiler ile karşılaştırdığımda aradaki fark inanılmaz ölçüde. Cloud Bilişimi ve Makine Öğreniminin, bizim neslimizdeki en büyük teknoloji değişimi olduğuna inanıyorum. Bu değişimin bir parçası olmak ve bu değişimin finansal hizmetler sektörünü yeniden tanımlama sürecini etkileme konusunda rol sahibi olmak heyecan verici.

 

Uyruğunuz ve/veya cinsiyetiniz nedeniyle kariyerinizde zorluklar yaşadığınız oldu mu?

Zorluklar karşılaşmadım fakat insanlarda şaşkınlık ve meraka neden olduğum durumlar oldu. Bilgisayar bilimcilere ya da finans sektöründe çalışan kişilere ilişkin klişeler düşündüldüğünde, ben iki alandaki kalıplara da pek uymuyorum. Özellikle ismim ABD’de pek sık karşılaşılmayan bir isim olduğundan, insanlar benimle tanışmadan önce cinsiyetimi ve uyruğumu tahmin etmekte zorlanıyorlar ve beni gördüklerinde de genelde şaşırıyorlar.

 

5 ila 10 yıllık süre içinde kendinizi kariyerinizde hangi noktada görüyorsunuz?

Bana bu soruyu 5 yıl önce yöneltmiş olsaydınız, Google’da Teknik Yönetici yanıtını vermezdim. 5 ila 10 yıl içinde ne görev üstleneceğimi tahmin etmek zor fakat ne iş yaparsam yapayım zeki ve motive insanlarla birlikte çok kültürlü ortamlarda, günlük hayatta karşılaştığımız sorunların çözümü için bilgisayar bilimi alanında uygulamalı yenilikleri kullanarak çalışmaya devam etmeyi umuyorum.

Fulbright Mezunları Derneği içinse, Fulbright bursiyer ve mezunları ile Fulbright ilkelerine inanan tüm insanların, uluslararası değişim aracılığıyla barışı sağlamaya ilişkin ortak hedefimize destek olmak için bir araya gelip fikir paylaşma ve işbirliği yapmaya devam edebileceği daha da güçlü ve sürekli gelişen bir kuruluş olmasını umuyorum.

 

Uluslararası eğitime destek olmak için başka bir sivil toplum kuruluş faaliyetinde bulundunuz mu?

Fulbright Mezunları Derneğinin yanı sıra, Fulbright bursiyeriyken öğrenim gördüğüm ve eşimin de Bilgisayar Bilimi ve İktisat mezunu olduğu University of Illinois at Urbana-Champaign ile yakın bağlarımı sürdürüyorum. 2006 yılında bu üniversitede, Bilgisayar Bilimi bölümü birinci sınıf öğrencileri için Rowe Aile Bursu’nu başlattık. 2006 yılı aynı zamanda ikinci oğlumuzun dünyaya geldi yıldı. Kendi çocuklarımızın geleceğini düşünürken, hiçbir çocuğun maddi imkansızlıklar nedeniyle mükemmel bir eğitimden mahrum kalmaması bizim için önemliydi.

Akademik çalışmalar, araştırmalar ve yenilikler açısından bir dünya lideri olan University of Illinois at Urbana-Champaign, hem bana hem de eşime gelişen uluslararası bir topluluk içinde çok iyi bir eğitim sundu. Bu eğitimi almamda, üniversitenin kurulmasını sağlayan ABD Hükümetinin Arazi Bağışı Kanunu ve Senatör Fulbright’ın çabaları sonucu oluşturulan Fulbright Programı gibi diğer tarafların cömertliği etkili oldu. Rowe bursunu başlatmakla, bize sağlanan eğitim fırsatlarını başkalarına da sağlamada pay sahibi olmayı umuyoruz.

 

Fulbright bursu ile ABD’de eğitim almayı planlayan Türk öğrencilere ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?

Kendilerine iki tavsiyem olabilir.

Birincisi, Fulbright Programının onlara sunduğu tüm fırsatları sonuna kadar kullansınlar. Fulbright, bir burs programı olmanın ötesinde, bir kültürel değişim programı. Fulbright bursiyerleri, sadece kendi ülkelerinin değil gittikleri ülkelerin de elçileri haline geliyorlar. Tavsiyem, seyahat ettikleri yerel toplumların bir parçası olma gayretini göstermeleri.

İkincisi ise, Fulbright tecrübelerinden sonra çevrelerine katkı sağlamayı ve Fulbright ile olan bağlarını canlı tutmayı unutmamaları. Fulbright Mezunları Derneğine katılsınlar. Derneğe katılarak, Fulbright bursiyerlerinin sürekli gelişen topluluğunun bir parçası olmakla kalmayacak, aynı zamanda da Fulbright Programlarının gelecekteki katılımcılar için de sürmesi faaliyetlerine katkıda bulunacaklar.

 

Türkiye’yle ilgili en çok neyi özlüyorsunuz?

Ailemi, arkadaşlarımı ve İstanbul şehrini özlüyorum. Üsküdar’dan Beşiktaş’a vapurla Boğaz’dan geçerken, dışarıda bir bardak çay ve simit ile oturmayı özlüyorum. Aynı zamanda Gökova körfezinin turkuaz renkli sularını da özlüyorum.

https://youtu.be/iosPSYArlB8